El-Hamîd

El-Hamîd, her hâlükârda hamde layık olandır. Nimette şükür, mihnette sabırla hamd etmek Hamîd’e kulluğun özüdür. Hamd, sadece dilde övgü değil; nimeti yerli yerinde kullanmak, onunla hayrı çoğaltmak ve israfı terk etmektir.

Hamîd ismine iman eden kul, nimeti Hakk’tan bilir; onu heveslerin şirkine bulaştırmaz. Zorlukta hamd, kalbi olgunlaştırır ve sabrı tatlandırır. Hamdın toplumsal yansıması, nimetin adil paylaşımı ve şükrün infakla tamamlanmasıdır.


El-Hamîd

Kur’an’da “El-Hamîd” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler

Fâtır Suresi, 15. Ayet

“Allah Ganîyy’dir, Hamîd’dir.”

Allah’ın ihtiyaçsız oluşu ile hamde lâyık oluşu beraber zikredilerek nimetin kaynağına şükürle yönelmeye çağrılır.

İbrahim Suresi, 1. Ayet

“Hamd Allah’a...”

Hidayet nimeti vesilesiyle Allah’a hamd edilmesi, hamdın en büyük gerekçesinin hidayet olduğunu öğretir.

Sebe’ Suresi, 1. Ayet

“Hamd göklerin ve yerin sahibi Allah’a.”

İlahi mülkün tamamına sahip olan Allah’a genel bir hamd çağrısı yapılır.

Lokmân Suresi, 12. Ayet

“Kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur.”

Şükrün kul yararına olduğu, hamdin insanın ruhunu arındırdığı ve nimeti bereketlendirdiği beyan edilir.

Rahmân Suresi, 13. Ayet

“Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlarsınız?”

Tekrar eden bu soru, hamd ve şükür bilincini diri tutarak nankörlüğün önüne set çeker.

El-Hamîd İsminin Anlamı Nedir?

El-Hamîd, Arapça "h-m-d" (hamd) kökünden gelir. Övmek, methetmek, yüceltmek ve teşekkür etmek demektir.

Esma-i Hüsna terminolojisinde El-Hamîd isminin anlamı;

  • Zatı, sıfatları ve fiilleriyle her türlü övgüye ve senaya layık olan tek Zat.

  • Kulları O'nu övmese bile, Zatında zaten övülmüş ve mükemmel olan.

  • Bütün varlıkların lisan-ı haliyle övdüğü Mutlak Kemal Sahibi.

Allah, biz "Elhamdülillah" dediğimizde Hamîd olmaz; O zaten Hamîd'dir. Biz O'nu övdüğümüzde O yücelmez, biz yüceliriz.

Hamd ile Şükür Aynı mıdır?

Genellikle karıştırılan bu iki kavram arasında ince bir fark vardır:

  • Şükür: Size gelen bir nimet veya iyilik karşılığında yapılır (Reaksiyon). "Bana elma verdin, teşekkür ederim."

  • Hamd: Nimet gelse de gelmese de, o varlığın "mükemmelliğinden dolayı" yapılır (Aksiyon).

Doktor Örneği: Bir doktor sizi iyileştirdiğinde ona "teşekkür" edersiniz (Şükür). Ama o doktor alanında bir numara olduğu, çok bilgili ve yetenekli olduğu için onu başkalarına "översiniz" (Hamd). Biz Allah'a; bize verdiği nimetler (göz, kulak, rızık) için şükrederiz. Ancak O; İlah olduğu, kusursuz olduğu ve her şeyi mükemmel yarattığı için O'na hamd ederiz. Bu yüzden hasta olsak bile (nimet azalmış görünse de) "Elhamdülillah" deriz; çünkü Allah'ın mükemmelliği değişmemiştir.

Hayatın Anahtarı: "Elhamdülillah"

Kuran-ı Kerim'in ilk cümlesi **"Elhamdülillahi Rabbil Alemin"**dir. Yani: "Bütün övgüler, başkasına (doğaya, patrona, sebeplere) değil, sadece Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."

Bu söz, müminin hayat şifresidir.

Yemeği bitirince "Elhamdülillah".

Hapşırınca "Elhamdülillah".

Bir işi başarınca "Elhamdülillah".

Hatta sıkıntılı anlarda "Her halimize Elhamdülillah".

Hamd eden insan, bardağın boş tarafına takılmaz; bardağı dolduran "Sahibi" görür. Şikayet etmez, hikmeti arar.

"Hamîd" ve "Mecîd" Dengesi

Namazlarda okuduğumuz "Salli-Barik" dualarının sonunda "İnneke Hamîdün Mecîd" deriz. Önceki makalemizde (El-Mecîd) değindiğimiz gibi;

Hamîd: Diliyle ve kalbiyle övülen, sevilen.

Mecîd: Şanı yüce, cömert ve saygı duyulan.

Bu ikili, Allah'ın hem Cemâl (Güzellik/Sevgi) hem de Celâl (Büyüklük/Saygı) sıfatlarını dengeler. O, hem çok sevilir (Hamîd) hem de O'na çok saygı duyulur (Mecîd).

Kainatın Zikri: Her Şey O'nu Över

Biz duysak da duymasak da, kainatta muazzam bir koro vardır. İsra Suresi 44. ayet bu gerçeği haykırır: "Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan her şey O'nu tesbih eder. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız."

Kuşların cıvıltısı, denizin dalga sesi, gök gürültüsü, yaprakların hışırtısı... Hepsi kendi dilinde "Sübhânellahi ve bi-hamdihî" (Allah'ı hamd ile tesbih ederim) der. İnsan da bu evrensel koroya "Elhamdülillah" diyerek katılmalıdır.

Hayatımızda El-Hamîd Ahlakı

El-Hamîd ismine inanan bir mümin "şikayet insanı" olamaz.

Hava yağmurluysa "Hava kötü" demez; "Rahmet yağıyor" der.

İşleri ters gittiyse "Neden ben?" demez; "Bunda da bir hayır vardır" der.

Ayrıca insanları överken ölçülü olur. Bir sanat eserini (resmi, binayı, sesi) beğenirken, aslında o yeteneği vereni (Sanatkar'ı) övdüğünü bilir. Övgüyü sebeplere değil, Müsebbib'e (Yaratıcı'ya) yöneltir.

El-Hamîd Zikri ve Faziletleri

Ahlakının güzelleşmesini, insanlar tarafından sevilmeyi ve dildeki "nankörlük/şikayet" hastalığından kurtulmayı isteyenler için "Yâ Hamîd" zikri şifadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v), her namazdan sonra 33 defa "Elhamdülillah" dememizi tavsiye etmiştir. Bu, El-Hamîd isminin en büyük ve en pratik zikridir.

Hamd O'nundur

İnsanlar bizi övse de yerse de önemli değildir. Övgünün asıl sahibi O'dur. Biz O'nu övdükçe ruhumuz genişler, kalbimiz huzur bulur ve nimetlerimiz artar (İbrahim Suresi 7: "Şükrederseniz artırırım"). Şikayet darlığa, Hamd bolluğa götürür.

Bu İdrakle Yakarış:

"Ey bütün övgülerin tek sahibi, şükre en layık olan Hamîd Rabbim! Dilimizi şikayetten, kalbimizi nankörlükten temizle. Bizi, varlıkta da yoklukta da Sana hamd eden (Hâmidûn) zümresine ilhak eyle. Verdiğin her nefese, her lokmaya ve her ana sonsuz hamdolsun. Bizi 'Elhamdülillah' bilinciyle yaşat ve son nefesimizi bu kelimeyle verdir."