El-Vâris, her şey yok olduktan sonra kalan; mülkün asıl mirasçısı olandır. Nihai sahip O’dur; mülk emanet olarak el değiştirir ve sonunda asıl sahibine döner. Vâris ismi, sahiplik iddiasını ıslah eder ve kalbi tevekküle taşır.
Vâris ismine iman eden kul, geride bırakacağı en kıymetli mirasın güzel ahlâk ve hayır eserleri olduğunun bilincine varır. Malın ve makamın geçiciliği, hizmetin kalıcılığına kıyasla anlam kazanır.
Kur’an’da “El-Vâris” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler
Meryem Suresi, 40. Ayet
“Biz yeryüzüne ve üzerindekilere mirasçı olacağız.”
Allah’ın nihai mülkiyeti, bütün varlığın sonunda O’na kalacağını açıkça bildirir.
Âl-i İmrân Suresi, 180. Ayet
“Allah göklerin ve yerin mirasçısıdır.”
Mirasın gerçek sahibi olarak Allah tanıtılır; kulun biriktirdikleri sonunda O’na döner.
Hicr Suresi, 23. Ayet
“Biz diriltir ve öldürürüz; biz Vârisiz.”
Hayat ve ölüm tasarrufu ile vârislik birlikte zikredilerek rubûbiyetin kapsamı ortaya konur.
Hadîd Suresi, 10. Ayet
“Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır.”
İnfak çağrısı bağlamında nihai mülkiyetin Allah’a ait olduğu tekrar edilir.
Mü’minûn Suresi, 10-11. Ayetler
“Onlar Firdevs’in vârisleridir.”
Salih müminlerin cennete ‘vâris’ kılınması, ahiret mülkünün ilahî bir ihsan olarak verileceğini gösterir.