Ez-Zâhir

Ez-Zâhir, delilleriyle aşikâr olan, varlığı her yerde işaretleriyle görünen olandır. Kâinatın her zerresi O’na işaret eder; âyetler hem kitapta hem de afakta görünür. Zâhir ismi, tefekkürün kapısını aralar ve varlığı ilahî izlerle okutur.

Zâhir ismine iman eden kul, işaretleri okumayı öğrenir; nimetin ardındaki Mün‘im’i görür. Gaflet perdesi kalktıkça hayat bir tefekkür sahnesine dönüşür; her şeyde O’nu görmek, her şeye tapmak değil; her şeyde tevhidi okumaktır.


Kur’an’da “Ez-Zâhir” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler

Hadîd Suresi, 3. Ayet

“O zâhirdir, bâtındır.”

Allah’ın hem delilleriyle aşikâr hem de mahiyeti itibarıyla idrake kapalı oluşu, tevhidin iki kanadını dengeye kavuşturur.

Fussilet Suresi, 53. Ayet

“Onlara âyetlerimizi göstereceğiz.”

Afak ve enfüste sergilenen ayetler, Allah’ın varlığını gösteren dış ve iç delillerin zamanla daha belirginleşeceğini bildirir.

Bakara Suresi, 164. Ayet

“Şüphesiz bunda âyetler vardır.”

Kâinattaki düzen ve döngüler, Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren açık işaretler olarak zikredilir.

Âl-i İmrân Suresi, 190. Ayet

“Ayetleri tefekkür ederler.”

Tefekkür görevi, zahirde görünen delilleri akıl ve kalple okumayı bir kulluk vazifesi olarak tanımlar.

Nûr Suresi, 35. Ayet

“Allah göklerin ve yerin nurudur.”

Nur metaforu, varlığın zahir oluşunu Allah’ın aydınlatıcı rehberliğiyle ilişkilendirir.