El-Alîm

El-Alîm, geçmiş ve geleceği, görünen ve görünmeyeni, gizlinin daha gizlisini kuşatan eksiksiz ve ezelî ilmin sahibidir. Allah’ın ilmi, eşyayı olduğu gibi, olabileceği gibi ve olmuş olsaydı nasıl olacağını da kuşatır. Bu kuşatıcılık, kaderin ve hikmetin anlaşılmasında temel bir ilkedir.

Alîm ismi, kulun bilgisini tevazu ile buluşturur. İnsan bilgisi sınırlı ve yanılgıya açıktır; bu idrak, kibri kırar ve sürekli öğrenme, danışma ve düzeltme ahlakını besler. İlmin asıl hedefi, hakikati ve adaleti tesis etmektir; bilgiyi güç ve üstünlük aracına dönüştürmek, Alîm isminin hikmetini ıskalamaktır.


Kur’an’da “El-Alîm” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler

Bakara Suresi, 32. Ayet

“Sen yücesin; bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur.”

Meleklerin bu sözü, bilginin kaynağının Allah olduğunu itiraf eder ve insanın öğrenme serüveninin ilahî takdirle şekillendiğini bildirir.

Hucurât Suresi, 16. Ayet

“Allah göklerde ve yerde olanı bilir.”

Bu cümle, Allah’ın bilgisinin mekân ve içerik olarak sınırsız olduğunu ve hiçbir şeyin O’na gizli kalmadığını açıkça ifade eder.

Tâhâ Suresi, 7. Ayet

“Gizliyi de gizlinin daha gizlisini de bilir.”

Ayet, insanın en derin saklı düşüncelerinin dahi Allah’ın ilminden kaçamayacağını ve niyetlerin önemini vurgular.

Lokmân Suresi, 34. Ayet

“Gaybın anahtarları O’nun katındadır.”

Gaybın bilgisi Allah’a mahsustur; bu hakikat, kulun bilgi iddiasında sınırlarını bilmesini ve tevazuu gözetmesini öğretir.

Mülk Suresi, 14. Ayet

“Yaratan bilmez mi?”

Yaratmanın bilgiyi içerdiğini bildiren bu soru, Allah’ın yarattığı her şeyi en iyi bilen olduğuna aklî bir delil getirir.