El-Kebîr

El-Kebîr, büyüklüğü sonsuz olandır; O’nun büyüklüğü karşısında her şey küçülür. Tekbir, bu hakikatin hayatın her anına yayılan ilanıdır; kul, büyük olana saygıyla hayatını hizaya sokar.

Kebîr ismini bilen, kibri terk eder ve kendi payına düşen görevi tevazu ile yapar. İbadet tekbirle başlar, hayat tekbirle anlam bulur; büyük olanın emrine küçük hesaplarla karşı durulmaz.


El-Kebîr

Kur’an’da “El-Kebîr” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler

Nisâ Suresi, 34. Ayet

“Allah Aliyy ve Kebîr’dir.”

Yücelik ve büyüklüğün birlikte zikri, Allah’ın hükümranlığının beşerî ölçüleri aştığını vurgular.

Hac Suresi, 62. Ayet

“O Aliyy ve Kebîr’dir.”

Ayet, Allah’ın büyüklüğünü sahih otorite ve adaletle ilişkilendirerek kulluğa güven verir.

Mü’min Suresi, 12. Ayet

“Büyüklük taslamanızdandı.”

Kibrin, Kebîr olan Allah karşısında en büyük perde olduğu ve hakikati engellediği bildiriliyor.

İsrâ Suresi, 111. Ayet

“O’nu tekbir et.”

Tekbir emri, Allah’ın büyüklüğünü dilde ve amelde ilan etmenin kulluğun esası olduğunu öğretir.

Sebe’ Suresi, 23. Ayet

“O Aliyy ve Kebîr’dir.”

Şefaatin sınırları zikredilerek büyüklüğün nihai merciinin Allah olduğu açıklanır.

El-Kebîr İsminin Anlamı Nedir?

El-Kebîr, Arapça "k-b-r" (büyüklük) kökünden gelir. Sözlükte; ulu, yüce, yaşça büyük ve azametli demektir.

Esma-i Hüsna terminolojisinde El-Kebîr isminin anlamı; zatının ve sıfatlarının kemali (mükemmelliği) sonsuz olan, büyüklüğü hiçbir ölçüye sığmayan, kainattaki her şeyin O'nun büyüklüğü yanında "hiç" kaldığı mutlak otorite sahibi demektir.

Fiziksel Değil, Manevi Büyüklük:

Allah cisim değildir. Dolayısıyla O’nun büyüklüğü hacimsel (yer kaplayan) bir büyüklük değildir. O’nun büyüklüğü; şeref, itibar, kudret, hükümranlık ve kıdem (ezeli oluş) bakımındandır. Bir devlet başkanı için "Büyük adam" dediğimizde boyunu kastetmeyiz, yetkisini kastederiz. Allah’ın büyüklüğü ise tüm yetkilerin ve kemal sıfatlarının sonsuzluğudur.

El-Kebîr, El-Azîm ve El-Aliyy Arasındaki Fark

Bu üç isim de "büyüklük ve yücelik" ifade eder ama aralarında çok ince nüanslar vardır:

  • El-Aliyy: Yükseklik ve mertebe vurgusu yapar. (Dikey Yücelik). O'nun mertebesine erişilemez.

  • El-Azîm: Zatın ağırlığı, heybeti ve kuşatıcılığına vurgu yapar. (Yatay/Kuşatıcı Büyüklük). O'nun azameti karşısında akıl durur.

  • El-Kebîr: Mükemmellik, otorite ve kibriya vurgusu yapar. O'ndan daha büyüğü, O'ndan daha yetkili olanı yoktur. "Ekber" (En Büyük) sıfatının köküdür.

İslam'ın Şiarı: "Allahu Ekber" (Tekbir)

Müslümanın hayatının ritmi El-Kebîr ismiyle atar. Namaza başlarken ellerimizi kulak hizasına kaldırıp arkaya atarız. Bu hareketin manası şudur: "Elimin tersiyle dünyayı, işimi, dertlerimi arkaya atıyorum. Şu an benim için en büyük olan Allah'ın huzurundayım."

Eğer bir insan namazda "Allahu Ekber" dediği halde aklı hâlâ işindeki patronda veya cebindeki parada ise, o insan diliyle "Allah büyük", kalbiyle "Dünya büyük" diyor demektir. El-Kebîr ismi, kalbin kıblesini düzeltir.

Kibriya Sıfatı ve İnsan: Kibir Tehlikesi

"Kebîr" ismi ile "Kibir" kelimesi aynı kökten gelir. Kibir, büyüklük taslamak demektir. Ancak burada hassas bir çizgi vardır: Büyüklük (Kebîr olmak) Allah’a yakışır, çünkü O gerçekten büyüktür. İnsana yakışan ise acziyet ve tevazudur. İnsanın büyüklük taslaması, sahip olmadığı bir şeyi iddia etmesi demektir ki bu "yalancılık" ve "hırsızlık"tır.

Bir Kudsi Hadis'te Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Kibriya (büyüklük) benim ridam (üst örtüm), azamet benim izarımdır (alt örtüm). Kim bu konuda benimle yarışmaya kalkarsa (kibirlenirse), onu helak ederim."

Bu yüzden mümin "Vakur" olabilir ama "Kibirli" olamaz. Vakur olmak; Allah'tan aldığı izzetle dik durmaktır. Kibirli olmak ise; kendini Allah'tan bağımsız bir güç sanıp insanları küçümsemektir.

El-Kebîr İsminin Hayata Yansıması: Korkuların Küçülmesi

İnsan psikolojisi, odaklandığı şeyi büyütmeye meyillidir. Bir borcu düşünürsünüz, düşünürsünüz... Sonunda o borç gözünüzde dağ gibi olur, altında ezilirsiniz. İşte tam o anda "Yâ Kebîr" zikri veya "Allahu Ekber" sözü bir terapi gibi imdada yetişir.

  • "Patronum büyük, sorun çıkarıyor." - Allahu Ekber (Allah ondan büyük).

  • "Hastalığım büyük, iyileşemiyorum." - Allahu Ekber (Şifa veren Allah, o mikroptan büyük).

  • "Derdim büyük." - Allahu Ekber (Allah hepsinden büyük).

El-Kebîr ismini bilen insan, problemleri yok saymaz; ama problemlerin "İlahlaşmasına" izin vermez. Onları asıl boyutlarına (Allah'ın kudreti yanında bir hiç olduklarına) indirger.

El-Kebîr Zikri ve Faziletleri

Zorbaların şerrinden korkan, haksızlığa uğrayan veya ilmi/manevi makamının artmasını isteyenler için "Yâ Kebîr" zikri tavsiye edilmiştir. Ayrıca, "Allahu Ekber" zikri, şeytanın vesveselerini kovan en güçlü kalkandır. Çünkü şeytan, büyüklük iddiasıyla kovulmuştur; Allah'ın büyüklüğünün anıldığı yerde barınamaz.

Gözümüzde Dünyayı Küçültmek

Mevlana Hazretleri ne güzel söyler: "Senin dünyaya bakan penceren ne kadar büyükse, oradan giren toz toprak da o kadar çok olur."

El-Kebîr ismini kalbine yerleştiren, dünyayı küçültür. Dünya küçülünce, dertleri de küçülür. Gözünde sadece Allah büyük olanın, başka hiçbir şeyden korkusu kalmaz.

Bu İdrakle Yakarış:

"Ey Kibriya ve Azamet sahibi Kebîr Rabbim! Biz aciziz, Sen Kadîrsin. Biz küçüğüz, Sen Kebîrsin. Gözümüzde dünyayı ve dertleri küçült, kalbimizde sadece Senin sevgini ve büyüklüğünü yücelt. Bizi, Senin sıfatın olan kibre kapılmaktan koru. Bize, 'Allahu Ekber' hakikatini sadece dilimizle değil, bütün ruhumuzla yaşamayı nasip eyle."