El-Kuddûs, her türlü eksiklik, kusur ve yaratılmışlara mahsus sınırlılıklardan münezzeh, mutlak manada mukaddes olandır. Zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde kemal ve temizlik vardır; O’nun hakkında hiçbir teşbih veya eksiklik isnadı geçerli olamaz. Kuddûs ismi, Allah’ın aşkınlığını ve tenzihini bildirerek, insan idrakinin sınırlarını hatırlatır.
Bu isim, kulda tehlikeli iki uçtan koruyan bir denge doğurur: Allah’ı mahlûkata benzetmekten (teşbih) sakındırır, O’nu uzak bir soyutlama içine hapsederek ilgisiz kılmaktan da (ta‘til) alıkoyar. İbadetin özü olan tesbih ve takdis, Kuddûs isminin kalpte yerleşmesiyle ihlas kazanır. Kul, dilini ve kalbini arındırır; kirleten, ifsat eden ve zulmeden tutumlardan uzak durarak hayatın bütün alanlarında temizlik ve nezaket kültürünü yayar.
Kur’an’da “El-Kuddûs” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler
Cuma Suresi, 1. Ayet
“Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ı tesbih eder; O Melik, Kuddûs, Aziz, Hakîm’dir.”
Bu tesbih cümlesi, Allah’ın mukaddesliğini Melik, Aziz ve Hakîm isimleriyle birlikte anarak, O’nun kemal sıfatlarının uyum içinde tecelli ettiğini gösterir.
Haşr Suresi, 23. Ayet
“O, Melik, Kuddûs, Selâm’dır...”
Ayet, Allah’ın mukaddes oluşunu esenlik ve güvenin kaynağı olan Selâm ismiyle birlikte zikrederek, tenzihin rahmet ve huzurla beraber yürüdüğünü bildirir.
Bakara Suresi, 30. Ayet
“Melekler: ‘Biz seni hamdinle tesbih ve takdis ederiz.’”
Meleklerin takdîsi, Allah’ı her türlü noksanlıktan tenzih etmenin kulluk bilincindeki temel yerini ortaya koyar.
Hâkka Suresi, 52. Ayet
“Rabbinin yüce ismini tesbih et.”
Yüce ismin tesbih edilmesi, Allah’ın mukaddesliğine dil ve gönülle sürekli saygı gösterilmesi gerektiğini öğretir.
Vâkıa Suresi, 74. Ayet
“Öyleyse Rabbinin yüce ismini tesbih et.”
Tekrarlanan tesbih emri, tenzihin sürekliliğini ve ibadet hayatının merkezinde yer alması gerektiğini vurgular.