El-Melik, mülkün hakikî sahibi ve bütün varlık üzerinde mutlak hükümran olandır. Yaratma, yaşatma, rızıklandırma ve sevk ve idare etme gibi tüm rububiyet tasarrufları O’na aittir; hiçbir güç O’nun hükmünü boşa çıkaramaz, hiçbir ortak O’nun mülkiyetine ortak olamaz. Kâinatın düzeni, zamanın akışı ve kaderin ince dokusu bu hükümranlığın tezahürüdür.
Bu isim kulda emanet bilinci uyandırır: Mal, makam, beden, zaman ve imkânlar geçici bir emanet olup sınav vesilesidir. El-Melik’e iman eden, sahip olduklarını hakkın ve adaletin emrine verir; haksızlığa meyletmez, ölçüyü şaşırmaz. Yöneticilik ve liderlik sorumluluğunda, hükümranlığın yalnız Allah’a ait olduğu şuuruyla tevazu ve hesap verebilirlik yeşerir. Nihayetinde din gününün Mâliki’nin huzurunda her hükmün hak ve adalet üzere tahakkuk edeceğine güven duyar.
Kur’an’da “El-Melik” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler
Haşr Suresi, 23. Ayet
“O, Melik’tir...”
Allah’ın Melik oluşu kemal sıfatlarıyla birlikte zikredilerek, hükümranlığının eksiksiz ve kusursuz olduğu ilan edilir.
Mü’minûn Suresi, 116. Ayet
“Gerçek hükümdar olan Allah yücedir.”
Bu beyan, hakiki hükümranlığın yalnız Allah’a ait olduğunu bildirir ve tüm sahte otoriteleri hükümsüz kılar.
Tâhâ Suresi, 114. Ayet
“Gerçek Melik olan Allah...”
Ayette Allah’ın yüceliği ile hükmünün üstünlüğü birlikte anılarak, emir ve yasakların nihai kaynağının O olduğu vurgulanır.
Cuma Suresi, 1. Ayet
“Melik, Kuddûs...”
Tesbih cümlesinde Melik ismi Kuddûs ve diğer kemal sıfatlarla birlikte anılarak, mülk ve tenzihin aynı Zât’ta buluştuğu hatırlatılır.
Fâtiha Suresi, 4. Ayet
“Din gününün mâliki.”
Allah’ın ahirette mutlak hüküm sahibi olması, dünyadaki amellerin nihai adalet terazisinde karşılığını bulacağını bildirir.