El-Mukît

El-Mukît, her varlığın gıdasını, güç ve payını tam zamanında verendir. Gıda, sadece bedenin değil; aklın ve ruhun da ihtiyaçlarını kapsar. Mukît tecellisi, rızkın nitelik ve niceliğinde hikmetli bir ayar olarak görünür.

Mukît ismini bilen kul, dengeli beslenmenin ve ölçülü tüketimin manevi bir boyutu olduğunu idrak eder. Zikirle kalbi, ilimle aklı, helal rızıkla bedeni besler; başkalarının açlığını gidermek için de çaba gösterir.


El-Mukît

Kur’an’da “El-Mukît” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler

Nisâ Suresi, 85. Ayet

“Allah her şeye Mukîttir.”

Ayette Allah’ın her şeyin payını belirleyen ve onu ulaştıran mutlak kudret sahibi olduğu açıklıkla ifade edilir.

Hûd Suresi, 6. Ayet

“Her canlının rızkı Allah’a aittir.”

Bu cümle, rızkın teminatının Allah olduğunu beyan ederek kulun endişesini imanla yatıştırır.

Zâriyât Suresi, 58. Ayet

“Şüphesiz Allah Rezzâk’tır.”

Rızık verişin arkasındaki kudret, Rezzâk ismiyle birlikte anılarak Allah’ın mukît oluşuna destek teşkil eder.

Nahl Suresi, 97. Ayet

“Salih amel işleyene güzel bir hayat.”

İman ve salih amel, sadece ahiret değil; dünyada da gönül gıdası olan ‘tayyib’ bir hayatın vesilesi olarak sunulur.

Tâhâ Suresi, 50. Ayet

“Her şeye yaratılışını veren, sonra yolunu gösteren.”

Yaratılışın fıtrî gıdasını ve yönünü Allah’ın verdiği; kulun payının da bu ölçüde belirlendiği bildirilir.

El-Mukît İsminin Anlamı Nedir?

El-Mukît, Arapça "k-v-t" (kut) kökünden gelir. Dilimizde kullandığımız "azık" kelimesiyle akrabadır. Kut; bir canlının yaşamını sürdürebilmesi için gereken temel gıda, enerji ve besin demektir.

Esma-i Hüsna terminolojisinde El-Mukît isminin anlamı;

  1. Yarattığı her canlının (tek hücreli amipten dev galaksilere kadar) yaşaması için gereken gıdayı yaratan ve ulaştıran.

  2. Bedenlere maddi gıda, ruhlara manevi gıda (ilim, feyiz, huzur) veren.

  3. Her şeye gücü yeten, koruyup gözeten ve idare eden (Muktedir).

El-Mukît ile Er-Rezzâk Arasındaki İnce Fark

Allah’ın rızık verici olması denilince akla ilk Er-Rezzâk ismi gelir. Ancak El-Mukît ile aralarında çok ince ve hayati bir fark vardır:

  • Er-Rezzâk: Rızkı genel olarak yaratan ve veren kaynaktır. Depoları doldurandır. (Bolluk ve Kaynak vurgusu).

  • El-Mukît: O rızkı bedene ulaştıran, bedenin ondan faydalanmasını sağlayan ve yaşamı sürdüren güçtür. (İşlev ve Ulaşım vurgusu).

Basit bir örnek: Önünüzdeki tabakta duran elma, Rezzâk isminin tecellisidir. O elmayı yediğinizde, midenizin onu sindirmesi, vitaminlerin kana karışması ve gözünüze gidip "görme enerjisi" olması Mukît isminin tecellisidir. Rezzâk sofrayı kurar, Mukît o sofradan şifa ve güç almanızı sağlar.

Biyolojik Mucize: Hücrelerin Beslenmesi

El-Mukît ismi, biyolojik sistemimizde her saniye işler. Anne karnındaki bebeği düşünün. Ağzı var ama yiyemez, midesi var ama sindiremez. Rızkını kendi arayamaz. Ancak El-Mukît olan Allah, onu göbek kordonu denilen mucizevi bir "hortumla" zahmetsizce besler. Annenin yediği gıdayı süzer, temizler ve bebeğin kanına direkt pompalar.

Aynı sistem yetişkinlerde de devam eder. İnsan hasta olduğunda iştahı kesilir. Sofrada en güzel yemekler (Rezzâk tecellisi) dursa bile, yiyemez veya yese de vücudu kabul etmez (kusar). Bu durum, o an o kişi üzerinde Mukît isminin tecellisinin perdelenmesidir. Rızık oradadır ama "beslenme" gerçekleşmez. Bu yüzden şifa bulmak için sadece yemeğe değil, yemeği hücremize "kut" (enerji) yapan Allah'a muhtacız.

Ruhun Gıdası (Kut)

İnsan sadece et ve kemikten ibaret değildir. Bedenimiz topraktan yaratıldığı için topraktan gelen gıdalarla (sebze, et, su) doyar. Peki ya ruhumuz? Ruh Allah’tan gelen bir nefes olduğu için, ancak Allah’tan gelen gıdalarla doyar.

Ruhun "kutu" (gıdası); ilim, ibadet, zikir, tefekkür ve muhabbettir. Bugün modern insanın yaşadığı "iç sıkıntısı", "tatminsizlik" ve "depresyon"un temelinde, El-Mukît isminin manevi boyutunun eksikliği yatar.

Midesi tıka basa dolu ama ruhu aç bir insan mutsuzdur.

"Her şeyim var ama bir şey eksik" hissi, ruhun açlık çığlığıdır.

Namaz kılmak, Kuran okumak veya bir yetimi sevindirmek; ruhun hücresine "glikoz" girmesi gibidir. Ruh ancak bunlarla beslenir ve ayağa kalkar.

Hayatımızda El-Mukît Ahlakı

  1. Rızık Endişesini Bırakmak: Bizi yaratan Allah, yaşatmak için gereken yakıtı da (rızkı) taahhüt etmiştir. Nisa Suresi 85. ayette "Allah her şeye Mukît'tir (Gözetici ve Kadir'dir)" buyurulur. Yakıtı bitmeden hiçbir araba durmaz; eceli gelmeden (rızkı bitmeden) hiçbir insan ölmez.

  2. Başkalarını Doyurmak: El-Mukît'in yeryüzündeki eli olmak. Sadece kendi karnını değil, aç olanları, sokak hayvanlarını doyurmak. Peygamberimiz (s.a.v) "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" buyurarak, bizi "Mukît" ahlakına davet etmiştir.

Hem Bedeni Hem Ruhu Doyurmak

Hayat, bedenin ve ruhun dengeli beslenmesidir. Birini doyurup diğerini aç bırakırsak denge bozulur. Bizler yemek yerken "Bismillah" diyerek Rezzâk'ı hatırlarız; o yemek bize güç verdiğinde "Elhamdülillah" diyerek o gücü yaratan Mukît'e şükrederiz.

Bu İdrakle Yakarış:

"Ey bütün canlıların rızkını veren, bedenleri ve ruhları besleyen Mukît Rabbim! Bedenimizi helal ve temiz rızıklarla besle, bize güç ve sağlık ver. Ruhumuzu ilim, irfan, muhabbet ve zikrinle doyur; bizi manevi açlıkla terbiye etme. Bizi, açların halinden anlayan ve Senin nimetlerini kullarına taşıyan cömert ellerden eyle."