Es-Selâm

Es-Selâm, esenliğin, güvenliğin ve kusursuzluğun asıl kaynağıdır. O’ndan sâdır olan her şey hikmet ve denge taşır; kâinatın düzeni O’nun selâmet verici rububiyetiyle ayakta durur. Es-Selâm ismi, hem Allah’ın zatî kemalini hem de kullarına bağışladığı afiyet, güven ve huzuru ifade eder.

Bu isim, kulun dünyasında barış ve güven üretme sorumluluğu doğurur. Dilin selamı, kalbin iyi zan ve merhameti, elin adalet ve ihsanı aynı selamet çizgisinde buluşur. Es-Selâm’a iman, korku ve endişeyi azaltır; tevekkül ve rıza ile kalbe sükûnet indirir. Ahlaki olgunlukta, çatışmaları azaltan bir üslup ve kırılganlıkları onaran bir yaklaşım gelişir; kul, yaşadığı çevrede esenliği büyüten bir rahmet elçisi olur.


Kur’an’da “Es-Selâm” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler

Haşr Suresi, 23. Ayet

“O, Melik, Kuddûs, Selâm’dır...”

Bu ifade, esenliğin ve kusursuzluğun asıl kaynağının Allah olduğunu bildirir ve O’na sığınmanın iç huzuru doğurduğunu hatırlatır.

Yâsîn Suresi, 58. Ayet

“Onlara ‘Selâm!’ söz vardır; çok merhametli Rab’den.”

Cennet ehline doğrudan Rablerinden ‘selâm’ hitabının gelmesi, ebedî esenliğin ilahî lütuf olduğunu açıkça gösterir.

En’âm Suresi, 54. Ayet

“Yanına ayetlerimize inananlar geldiğinde de ki: ‘Selâm olsun size!’”

Peygamberin müminlere selamla hitap etmesi, hidayet ve mağfiretin esenlik doğurduğunu toplumsal bir üslup hâline getirir.

Nahl Suresi, 32. Ayet

“Melekler, ‘Selâm size! Yapmakta olduklarınıza karşılık girin cennete’ derler.”

Amellerin karşılığı olarak verilen ‘selâm’, esenliğin ahlaki bir çabanın meyvesi olduğunu haber verir.

Zâriyât Suresi, 25. Ayet

“İbrahim’in misafirlerine selam verildi.”

İbrahim’in kıssasında selamın misafirperverlik ve tevhid toplumu adabı olarak yerleşik bir değer olduğu gösterilir.