El-Kahhâr

El-Kahhâr, her şeye galip gelen, batılı bozguna uğratıp hakkı üstün kılan mutlak kudret sahibidir. O’nun iradesinin önünde hiçbir güç duramaz; zulmün ve tuğyanın kökünü kazıyan ilahî otorite O’na mahsustur. Kahhâr tecellisi, salt kahredicilik değil; nihai adaleti ve dengeyi kuran müdahaledir.

Kahhâr ismi, kulun iç dünyasında nefse ve günaha karşı direniş ahlakı doğurur. Asıl galibiyet, nefsin taşkın arzularını kahretmek, haksızlığa boyun eğmemek ve hakka sebatla sarılmaktır. Kudretin sahibine dayanmak, korkuları küçültür; kalpte cesaret ve istikrar üretir. Böylece kahhâriyet, kişisel olgunlaşma ve toplumsal adaletin motor gücü olur.


El-Kahhâr

Kur’an’da “El-Kahhâr” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler

Yûsuf Suresi, 39. Ayet

“Allah el-Vâhid el-Kahhâr’dır.”

Bu ifade, Allah’ın birliğinin O’nun mutlak galebesiyle birlikte düşünüldüğünü ve ilahlığın bölünmez kudretle tecelli ettiğini gösterir.

Ra’d Suresi, 16. Ayet

“Allah, Vâhid’dir, Kahhâr’dır.”

Ayet, tevhid ve kahhâriyetin yan yana anılmasıyla Allah’ın kudretinin mutlaklığını ve ortak kabul etmezliğini pekiştirir.

Sâd Suresi, 65. Ayet

“Benim ilahım Allah’tır; Vâhid ve Kahhâr.”

Bu ikrar, inananın gönlünde kudretin yegâne sahibinin Allah olduğu bilincini yerleştirir ve kulluğa güç verir.

İbrâhim Suresi, 48. Ayet

“Allah’ın birliğine boyun eğen yerde...”

Kıyamet sahnesinde tüm varlığın Allah’ın otoritesi karşısında boyun eğmesi, kahhâriyetin nihai tecellisini resmeder.

En’âm Suresi, 18. Ayet

“O, kullarının üstünde kahhârdır.”

Bu vurgu, Allah’ın kulları üzerindeki galip ve üstün iradesinin sürekli ve kuşatıcı bir hakikat olduğunu bildirir.

El-Kahhâr İsminin Anlam Derinliği

El-Kahhâr; her şeye galip gelen, gücüyle her şeyi kuşatan, dilediğini zorla da olsa yaptıran ve mutlak hâkimiyet sahibi demektir. Kökünde "kahr" vardır; bu kelime bir şeyi ezip geçmek, hor ve hakir kılarak boyun eğdirmek manasına gelir.

Allah’ın El-Kahhâr olması, O’nun iradesi karşısında hiçbir gücün duramayacağını ifade eder. O, sadece "güçlü" değildir; gücüne karşı direnenleri perişan eden, zalimlerin belini kıran ve en inatçı boyunları dahi bükendir. Kâinatta O’na boyun eğmeyen hiçbir atom yoktur; kimisi isteyerek (müminler), kimisi ise istemeyerek (inkârcılar) O’nun kahrı ve kudreti altına girer.

Zalimlerin Korkulu Rüyası

Tarih, "Ben en büyüğüm" diyen, ilahlık taslayan Firavunların, Nemrutların ve diktatörlerin hazin sonlarıyla doludur. El-Kahhâr ismi, yeryüzünde büyüklük taslayan zorbaların üzerine inen ilahi bir balyoz gibidir.

Zalimler bir süre mühlet bulabilirler; ancak El-Kahhâr tecelli ettiğinde, o devasa görünen güçler bir örümcek ağı gibi dağılır. Bu isim, mazlumlar için en büyük teselli kaynağıdır. "Zalimler için yaşasın cehennem" sözü, El-Kahhâr isminin adaleti tesis edeceğine olan imandan doğar.

İçimizdeki Putları Kırmak: Nefis Terbiyesi

El-Kahhâr isminin sadece dış dünyadaki zalimlere baktığını düşünmek eksik bir bakıştır. Asıl "kahredilmesi" gereken düşman, insanın içindeki nefs-i emmaredir (kötülüğü emreden nefis).

İnsanın egosu, bencilliği ve kötü alışkanlıkları bazen öyle güçlenir ki, yumuşaklıkla yola gelmez. İşte o noktada El-Kahhâr isminin tecellisine ihtiyaç duyulur. Kul, "Allah’ım, nefsimin şerrini Sen kahret, beni bana bırakma" diye dua eder. Nefsi terbiye etmek, içimizdeki o inatçı "benlik putunu" kırmak, ancak bu ismin yardımıyla mümkündür.

"Bugün Mülk Kimindir?"

Kur’an-ı Kerim’de El-Kahhâr isminin en sarsıcı anlatımı, kıyamet gününde gerçekleşecek o büyük sahnede geçer. Her şeyin yok olduğu, kralların, orduların ve devletlerin silindiği o sessizlik anında Allah sorar: "Bugün mülk kimindir?" (Mü'min Suresi, 16). Hiçbir ses cevap veremez. Ve Allah kendi sorusunu cevaplar: "Lillâhi’l-Vâhidi’l-Kahhâr" (Tek ve Kahhâr olan Allah’ındır).

Bu hakikat, insana dünya mülkünün geçiciliğini ve asıl sahibin kim olduğunu en sert şekilde hatırlatır. El-Kahhâr, mülk iddialarını yerle bir edendir.

El-Kahhâr İsmini Bilmenin Hayata Etkisi

Bu ismi tanıyan insan, dünyevi güçlerden korkmayı bırakır. Bilir ki, patronunun, yöneticisinin veya düşmanının gücü, El-Kahhâr’ın izni kadardır. Bu bilinç, insanı "kula kulluk etmekten" kurtarır ve özgürleştirir. Sadece Allah’tan korkan, başkasından korkmaz.

Ayrıca bu isim, insanı "şirk"ten temizler. Kalpte Allah sevgisinden ve korkusundan daha baskın olan her ne varsa (para, makam, sevgili), El-Kahhâr ismiyle o bağlar kesilip atılmalıdır.

El-Kahhâr ve El-Latif Dengesi

Allah hem Kahhâr (ezici güç sahibi) hem de Latif (ince, nazik ve lütufkâr) olandır. O’nun kahrı, genellikle lütfunu hak etmeyen, uyarılara kulak asmayan ve zulümde ısrar edenler içindir.

Mümin bir kul, El-Kahhâr isminden ürperir ama ümitsizliğe düşmez. Çünkü bilir ki, O’na sığınanlar için Allah’ın rahmeti gazabını geçmiştir. Kahhâr isminden kaçış yine Allah’adır. Kulun duası şudur: "Allah’ım, kahrından lütfuna, gazabından rahmetine sığınırım."