El-Mütekebbir

El-Mütekebbir, büyüklüğü zatına yaraşır şekilde mutlak olan ve azametiyle her şeyin üstünde durandır. İnsan için kibir bir kusur iken Allah için ululuk, kemal sıfatlarının gereğidir. Bu isim, büyüklük iddiasının mahlûkata yakışmadığını, ululuğun yalnız Allah’a ait olduğunu öğretir.

Kul, Mütekebbir ismini idrak ettikçe, kendisinde görünen her faziletin emanet olduğunu bilir ve şükreder. Kibir, gösteriş ve tahakkümden uzak durur; tevazu ve merhametle insanlara yaklaşır. Gerçek büyüklük, Hakk’ın büyüklüğü karşısında aczini itiraf etmek ve buna göre davranmaktır. Bu bilinç, insan ilişkilerinde yumuşaklık, ölçülülük ve adalet üretir; “büyüklenmeden” büyük işler yapmanın yolunu açar.


El-Mütekebbir

Kur’an’da “El-Mütekebbir” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler

Haşr Suresi, 23. Ayet

“O, Mütekebbir’dir.”

Bu vasıflandırma, Allah’ın büyüklüğünün tenzih ve izzetle beraber düşünüldüğünü ve beşerî kibirle karıştırılamayacağını ortaya koyar.

Lokmân Suresi, 18. Ayet

“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme.”

Ayet, ululuğun yalnız Allah’a ait olduğunu ve kula düşenin tevazu olduğunu öğreterek toplumsal ilişkilerde kibri yasaklar.

Nahl Suresi, 23. Ayet

“Şüphesiz Allah büyüklük taslayanları sevmez.”

Kibir, ilahî sevgiden mahrum bırakan bir perdedir; bu uyarı, kalbi yumuşaklığa ve tevazuya çağırır.

Gâfir Suresi, 35. Ayet

“Büyüklük taslayanların kalplerini mühürler.”

Kibrin, hidayete engel olan bir kalp mühürlenmesine yol açtığı, dolayısıyla bilginin de faydasız kalabileceği hatırlatılır.

Zuhruf Suresi, 31-32. Ayetler

“Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırır?”

Bu soru, büyüklük iddiasında bulunanların ilahî taksim karşısında acziyetini açığa çıkarır ve rahmetin paylaştırıcısının yalnız Allah olduğunu öğretir.

El-Mütekebbir İsminin Anlam Derinliği

El-Mütekebbir; zatında, sıfatlarında ve fiillerinde büyüklüğü apaçık olan, her türlü eksiklikten ve zulümden yüce, azamet sahibi demektir. Bu isim, "kibir" kökünden gelir. Ancak insan için "kibir" (haksız yere büyüklenmek) bir ahlak hastalığı iken, Allah için "Mütekebbir" olmak (haklı olarak büyüklüğünü göstermek) O’nun zatının bir gereğidir.

Çünkü kâinatta büyüklük taslamaya hakkı olan tek varlık, o büyüklüğün gerçek sahibi olan Allah’tır. O, yaratılmışlara benzemekten uzaktır. El-Mütekebbir, "büyüklük gömleğini" giyen ve bu konuda hiçbir ortağı kabul etmeyen mutlak otoritedir.

Kibir ve Azamet Arasındaki İnce Çizgi

İnsan doğası gereği yükselmek ve büyük görünmek ister. Ancak insan acizdir, muhtaçtır ve sonludur. Bu yüzden insanın kibirlenmesi, aslında bir "yalan" üzerine kuruludur; olmayan bir gücü var gibi göstermektir. El-Mütekebbir ismini tanıyan kul, kibrin sadece Allah’a yakıştığını, insanın üzerindeki "büyüklük" iddiasının ise eğreti durduğunu anlar.

Allah’ın Mütekebbir oluşu, O’nun zalimlere karşı izzetini, mazlumlara karşı ise adaletini gösterir. O, yeryüzünde haksız yere böbürlenenleri alçaltan, büyüklük taslayanların burnunu sürten yegâne kudrettir.

El-Mütekebbir ve Kulun Tevazusu

Bu ismin tecellisini idrak eden bir mümin, hayatının en büyük paradoksuyla tanışır: Allah karşısında ne kadar küçülürse, manevi makamı o kadar büyür. El-Mütekebbir’e iman eden kişi, başkalarına tepeden bakamaz. Bilir ki karşısındaki insanı küçük görmek, aslında Allah’ın "Mütekebbir" sıfatını çalmaya çalışmaktır.

Gerçek mümin, El-Mütekebbir’in gölgesinde vakur ama mütevazıdır. Onun tevazusu zilletten (aşağılanmaktan) değil, Rabbine olan saygısından gelir. O, "Büyük olan O’dur, ben sadece O’nun kuluyum" diyerek egosunu terbiye eder.

Kur’an’da El-Mütekebbir Anlam Alanı

El-Mütekebbir ismi, Kur’an-ı Kerim’de Haşr Suresi 23. ayette, Allah’ın kemal sıfatlarının zirvesi olarak geçer. Genellikle El-Aziz ve El-Cebbar isimlerinden sonra gelmesi tesadüf değildir. El-Aziz ile mutlak güç, El-Cebbar ile mutlak irade, El-Mütekebbir ile de bu gücün ve iradenin getirdiği "eşsiz büyüklük" tamamlanır.

Kur’an, firavunlaşan, kendisini ilahlaştıran ve insanları küçümseyen her türlü sistemi "müstekbir" (büyüklük taslayan) olarak niteler ve onların karşısına El-Mütekebbir olan Allah’ı koyar.

El-Mütekebbir İsmini Bilmenin Hayata Etkisi

Bu ismi hayatına rehber edinen insan, aşağılık kompleksinden kurtulur. Çünkü bilir ki, dünyadaki makamlar, servetler veya unvanlar geçicidir; asıl büyüklük Allah katındadır. İnsanların övgüsüyle şımarmaz, yergisiyle yıkılmaz.

Aynı zamanda bu isim, insana onurlu bir duruş kazandırır. Mümin, Allah’tan başkasına boyun eğmez. Zalim bir güç karşısında eğilip bükülmez, çünkü kalbinde "Allah en büyüktür" (Allahu Ekber) hakikati yankılanır. Namazdaki her tekbir, aslında El-Mütekebbir isminin bir ikrarıdır.

El-Mütekebbir ve El-Kebîr Farkı

Sıklıkla karıştırılan bu iki isim arasında ince bir fark vardır. El-Kebîr, Allah’ın zatının yüceliğini ve büyüklüğünü (sıfat olarak) ifade eder. El-Mütekebbir ise bu büyüklüğün fiiliyata dökülmesi, Allah’ın büyüklüğünü izhar etmesi ve büyüklük taslayanları dize getirmesi (fiil ve tavır olarak) demektir. Biri O’nun kim olduğu, diğeri O’nun nasıl hükmettiğiyle ilgilidir.