El-Celîl

El-Celîl, azamet ve heybet sahibi; yüceliğiyle kalplerde haşyet uyandırandır. Celâl, kahrı ve kudreti; cemâl ise lütfu ve rahmeti çağrıştırır; El-Celîl, bu iki kutbun ilahî dengeyle birleştiği görkemli bir tecellidir. Celîl isminin idraki, Allah’a dair ölçüsüz tasavvurları disipline eder; kul, söz ve ibadette edep, saygı ve rikkat kazanır.

Celîl’e iman eden kul, hayatı hafife almaz; ibadette ciddiyet ve dikkat sahibi olur. Heybet, sertlik demek değildir; bilakis celâl ile cemâlin dengesi kişiyi hem vakur hem de merhametli kılar. Böylece insan, otoriteyi zulme, tevazuyu da zillete dönüştürmeden yaşar; her iki durumda da ölçüyü Celîl’in huzurunda korur.


Kur’an’da “El-Celîl” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler

Rahmân Suresi, 27. Ayet

“Celâl ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâkidir.”

Bu ayet, Allah’ın celâlinin fanilik karşısındaki mutlak bekasını ilan eder ve O’nun heybeti önünde her şeyin küçüldüğünü bildirir.

Rahmân Suresi, 78. Ayet

“Celâl ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir.”

Rabbin adının yüceltilmesi istenirken celâl (heybet) ve ikram (lütuf) birlikte anılır; bu denge, kulluğun güzel ölçüsünü verir.

Zümer Suresi, 67. Ayet

“Onlar Allah’ı hakkıyla takdir edemediler.”

İlahi azametin idrakindeki eksiklik uyarılır; Celîl olan Allah’ı layıkıyla takdir etmenin marifet yolunda esas olduğu öğretilir.

Hâkka Suresi, 52. Ayet

“Rabbinin yüce ismini tesbih et.”

Allah’ın yüceliğine sürekli tesbihle saygı göstermek emredilerek celâle uygun bir zikir dili talim edilir.

İsrâ Suresi, 111. Ayet

“O’nu tekbir et.”

Tekbir, Celîl olan Allah’ın büyüklüğünün hem dilde hem amelde ilan edilmesi gerektiğini ortaya koyar.