El-Aliyy

El-Aliyy, derecelerde ve hükümranlıkta yüce olandır; hiçbir güç O’nun üstünde değildir. Yüceliği, ulaşılamaz bir uzaklık değil; kullarını koruyan ve adaletle yöneten aşkınlıktır.

Aliyy ismini tefekkür eden kul, yüceliği makam ve gösteride değil; takva ve ihsanda arar. Yüksekte olmanın sorumluluğunu bilir; kibir yerine tevazu, tahakküm yerine adaletle davranır; yüceliği Hakk’a yakınlıkta bulur.


El-Aliyy

Kur’an’da “El-Aliyy” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler

Bakara Suresi, 255. Ayet

“O Aliyy ve Azîm’dir.”

Allah’ın yüceliği ve azameti birlik içinde zikredilerek arşın ve hükmün yüceliği tasvir edilir.

Nisâ Suresi, 34. Ayet

“Allah Aliyy ve Kebîr’dir.”

Yücelik ve büyüklük sıfatlarının beraber zikri, hükmün ve otoritenin mutlak kaynağını gösterir.

Hac Suresi, 62. Ayet

“O Aliyy ve Kebîr’dir.”

Allah’ın hükmünün üstünde hüküm bulunmadığı ve yüceliğinin beşer ölçülerle sınırlanamayacağı vurgulanır.

Şûrâ Suresi, 4. Ayet

“O Aliyy ve Azîm’dir.”

Mülk ve yüceliğin birlikte anılışı, kâinatın idaresindeki aşkınlığı teyit eder.

Sebe’ Suresi, 23. Ayet

“O Aliyy ve Kebîr’dir.”

Şefaate konan sınır, Allah’ın yüce otoritesi karşısında beşerî tasarrufların sınırlılığını açıklar.

El-Aliyy İsminin Anlamı Nedir?

El-Aliyy, Arapça "u-l-v" (ulviyet) kökünden gelir. Sözlükte; yüksek, ulu, şerefli ve kudretli olmak demektir.

Esma-i Hüsna terminolojisinde El-Aliyy isminin anlamı; şanı, kadri, zatı ve hükümranlığı açısından en yüce olan; gücünde ve iktidarında ortağı bulunmayan, akılların tasavvurundan ve her türlü noksanlıktan "münezzeh" (uzak ve yüce) olan demektir.

Mekansal Değil, Mertebe Yüksekliği:

Allah’ın yüce olması, haşa gökyüzünde bir tahtta oturması veya fiziksel olarak yukarıda olması demek değildir. Allah, mekan ve zamandan münezzehtir (soyunuktur). O’nun yüceliği; mertebe, hüküm ve yetki bakımındandır. Bir padişahın halkından "üstün" olması boyunun uzunluğuyla değil, yetkisiyle olduğu gibi; Allah da yaratılmışlara benzemekten sonsuz derece yücedir.

El-Aliyy ve El-Azîm: Ayetel Kürsi'nin Zirvesi

Kuran-ı Kerim’in zirvesi sayılan Ayetel Kürsi’yi okurken, ayetin sonunda iki dev isimle final yaparız: "Ve hüvel Aliyyü'l-Azîm" (O, çok Yücedir/Aliyy, çok Büyüktür/Azîm).

Allah, neden bu iki ismi yan yana zikretmiştir?

  • El-Azîm: O’nun büyüklüğünün kainatı doldurduğunu, kudretinin ağırlığını ifade eder (Azamet).

  • El-Aliyy: O’nun zatının, yaratılmışların özelliklerinden ne kadar uzak ve erişilmez olduğunu ifade eder (Ulviyet).

Bu ikili bize şu mesajı verir: "Senin Rabbin hem kainata sığmayacak kadar Büyük, hem de senin aklının kavrayamayacağı kadar Yücedir."

İnsanın Yükselişi: Alçalarak (Secde ile) Yükselmek

İslam maneviyatında muazzam bir paradoks vardır: El-Aliyy (En Yüce) olan Allah’a en çok yaklaştığımız an, fiziksel olarak en aşağıya indiğimiz andır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secde anıdır."

Namazda başımızı yere, ayakların bastığı seviyeye koyarız. Bu, nefsin "ben büyüğüm" iddiasının kırıldığı andır. Ve tam o anda dilimizden şu zikir dökülür: "Sübhâne Rabbiyel A'lâ" (En Yüce olan Rabbimi tenzih ederim).

İnsan; "Ben alçağım, acizim, topraktanım; Sen ise Yücesin, Rabbimsin" dediği an, ruhu manevi basamakları hızla tırmanır. Başını yere koymayan, manen göğe eremez.

El-Aliyy İsminin "Noksanlıklardan Yüce Olması"

İnsanlar kusurludur. Yoruluruz, uyuruz, unuturuz, hastalanırız, acıkırız. El-Aliyy olan Allah ise tüm bu beşeri zaaflardan "Aliyy"dir (Yücedir/Münezzehtir).

  • O'nu uyku tutmaz.

  • O'nun çocuğu veya ortağı yoktur.

  • O'nun yardıma ihtiyacı yoktur.

Biz "Sübhanallah" dediğimizde aslında şunu deriz: "Ya Rabbi! Sen benim sahip olduğum ve kainatta gördüğüm bütün eksikliklerden, kusurlardan uzaksın, çok Yücesin."

Hayatımızda El-Aliyy Ahlakı: Tevazu

Mademki mutlak yücelik (Ulu'luk) Allah’a aittir; o halde insanın kibirlenmesi, "büyüklük taslaması", Allah’ın sıfatına (hâşâ) ortak olmaya çalışmaktır. Bu yüzden kibir, Allah’ın en sevmediği huydur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle müjdeler: "Kim Allah için tevazu gösterirse (alçakgönüllü olursa), Allah onu yükseltir."

El-Aliyy ismini bilen insan:

  1. Başın Göğe Ermesin: Makamın, paran veya bilgin ne kadar artarsa artsın, Allah'ın yanında bir "hiç" olduğunu unutmaz.

  2. İnsanları Küçümsemez: Kendisini kimseden üstün görmez. Çünkü üstünlüğün "takva" ile olduğunu bilir.

  3. İzzet Sahibidir: Allah'tan başkasının önünde eğilmez, menfaati için kişiliğini ayaklar altına almaz.

El-Aliyy Zikri ve Manevi Faydaları

Manevi derecesinin artmasını, insanların gözünde hor görülmekten kurtulmayı ve işlerinde kolaylık dileyenler için "Yâ Aliyy" zikri tavsiye edilmiştir.

Özellikle çocuklara "Ali" isminin verilmesi, onların ilim ve ahlak bakımından "yüksek" mertebelere erişmesi duasıdır. Hz. Ali (r.a.), ilmin kapısı olarak bu ismin tecellisini en güzel taşıyanlardandır.

Toprakta Alçalıp Göklerde Yücelmek

Gerçek yücelik, insanların alkışlarında veya oturduğumuz koltuklarda değil; El-Aliyy olanın katındaki yerimizdedir. Firavun kendini en yüksekte görüyordu ama suyun dibinde boğuldu. Musa (a.s) ise tevazu gösterdi, Allah onu Tur dağında kelamıyla yükseltti.

Yükselmek istiyorsan, egonu ayaklar altına al. Secde et ve yüksel.

Bu İdrakle Yakarış:

"Ey yerlerin ve göklerin yegâne hakimi, şanı yüce Aliyy Rabbim! Biz başımızı secdeye koyarak sadece Senin yüceliğini haykırıyoruz. Bizi kibir bataklığında alçaltma, tevazu kanatlarıyla katına yükselt. Bizi, nefsinin büyüklüğüne aldananlardan değil; Senin yüceliğine sığınıp izzet bulanlardan eyle. Ruhumuzu süfli (aşağı) heveslerden, ulvi (yüce) gayelere taşı."