Eş-Şekûr

Eş-Şekûr, az bir amele çok mükâfat veren ve kulun samimiyetini kat kat iyilikle karşılayandır. Şükür, nimeti bilmek ve yerli yerinde kullanmaktır; Şekûr olan Rab, kulun bu bilincini ikramla büyütür ve ecrini katlar.

Şekûr ismi, nimete şükür ve musibete sabır dengesini öğretir. Küçük iyilikleri küçümsememek, yapılan hayrı büyütmek ve teşekkür-takdir kültürüyle güven iklimi oluşturmak Şekûr ahlakıdır; şükür, nimeti çoğaltan ilahî bir kanundur.


Eş-Şekûr

Kur’an’da “Eş-Şekûr” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler

Fâtır Suresi, 30. Ayet

“O, Gafûr ve Şekûr’dur.”

Allah’ın bağışlayan ve şükredenleri ödüllendiren oluşu, kulun az bir gayretinin bile büyük karşılık bulacağını müjdeler.

Fâtır Suresi, 34. Ayet

“Rabbimiz Gafûr ve Şekûr’dur.”

Cennet ehlinin bu ikrarı, dünyadaki sabır ve şükürlerinin ahirette kat kat mükâfata dönüşmesini tasdik eder.

Şûrâ Suresi, 23. Ayet

“Kim bir hasene işlerse, ona güzellik artırırız.”

İyiliklerin artarak geri döndüğü ilkesini beyan eder; Şekûr isminin kulun hayatındaki çoğaltıcı etkisi açıklanır.

İnsan Suresi, 22. Ayet

“Rableri onlara Şekûr’dur.”

Sabredenlere ve iyilikte sebat edenlere Allah’ın ‘şükredici’ bir karşılıkla ihsan edeceği vaadedilir.

Teğâbün Suresi, 17. Ayet

“Allah’a güzel bir borç verirseniz... Gafûr ve Şekûr’dur.”

İnfakın, bağış ve şükürle karşılandığı; verilenin katlanarak iade edildiği vurgulanır.

Eş-Şekûr İsminin Anlamı Nedir?

Eş-Şekûr, Arapça "ş-k-r" (şükür) kökünden gelir. Şükür; yapılan bir iyiliğe karşı iyilik sahibini övmek, ona karşılık vermek ve minnet duymaktır.

Esma-i Hüsna terminolojisinde Eş-Şekûr isminin anlamı; kendi rızası için yapılan az bir ameli kabul eden, ona kat kat fazlasıyla karşılık veren, kulunun gayretini takdir eden ve öven demektir.

İnsan ve Allah Arasındaki "Şükür" Farkı:

Genellikle şükretmek kula has bir özellik gibi düşünülür. "Biz Allah’a şükrederiz, Allah kime şükredecek ki?" denilebilir. Buradaki fark şudur:

  • Kulun Şükrü (Şakir): Kendisine verilen nimete karşı teşekkür etmesidir.

  • Allah’ın Şükrü (Şekûr): Kulunun yaptığı ibadeti ve iyiliği "takdir etmesi", onu beğenmesi ve buna karşılık olarak ona büyük mükafatlar (sevap/cennet) vermesidir. Yani Allah'ın şükrü, "ödüllendirmesi" demektir.

Allah'ın Şekûr Olması

Dünyevi ticarette bir verirseniz, karşılığında genellikle bir alırsınız. En kârlı yatırım bile size sınırlı bir kazanç sunar. Ancak Allah ile yapılan ticarette matematik kuralları değişir.

Eş-Şekûr olan Allah’ın cömertliğinde "bire bir" yoktur.

Kuran-ı Kerim’de, iyiliklerin karşılığının en az on katıyla (En'am, 160), bazen yedi yüz katıyla, bazen de hesapsız (Bakara, 261) verileceği müjdelenir.

Şura Suresi 23. ayette şöyle buyurulur: "Kim bir iyilik yaparsa, biz onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah çok bağışlayan (Gafûr), şükrün karşılığını bol bol veren (Şekûr)dir."

Bu, iflas etme riski olmayan tek ticarettir. Siz O’na sınırlı vaktinizden 5 dakika ayırıp namaz kılarsınız, O size ebedi saadetin kapılarını aralar. Siz O’nun yarattığı bir hayvana bir kap su verirsiniz, O size bütün günahlarınızı bağışlayarak karşılık verir. İşte bu "Şekûr" isminin tecellisidir.

Eş-Şekûr Esması ve Az Amelin Değeri

Şeytanın en büyük tuzaklarından biri "Ya hep ya hiç" mantığıdır. "Mükemmel yapamayacaksan hiç yapma", "Bu kadarcık sadakadan ne olur?", "Zaten günahkârım, iki rekat namaz beni kurtarmaz" dedirtir.

Eş-Şekûr esması bu tuzağı bozar. Çünkü Şekûr olan Allah, amelin büyüklüğüne (niceliğine) değil, samimiyetine (niteliğine) bakar.

Bir hurmanın yarısını sadaka olarak vermek,

Yoldaki bir taşı insanlara zarar vermesin diye kenara çekmek,

Birine güler yüz göstermek...

Bunlar gözümüzde küçük görünebilir ama Eş-Şekûr olan Allah katında dağlar kadar kıymetli olabilir. Bu isim bize şu mesajı verir: "Küçük görme, yap! Rabbin onu zayi etmez."

Cennet: Eş-Şekûr İsminin En Büyük Tecellisi

Eş-Şekûr isminin mantığını en iyi anlatan yer Cennet'tir. Düşünelim; bir insan dünyada 60-70 yıl yaşar. Bunun da sadece belli bir kısmını ibadetle geçirir. Ama karşılığında Allah ona "sonsuz" bir cennet verir.

Matematiksel olarak 70 yıllık ibadetin karşılığı 70 yıllık cennet olmalıydı. Neden sonsuz? Çünkü Allah Şekûr'dur. O, kulunun o kısa ömürdeki gayretine, niyetine ve samimiyetine; kendi şanına yakışır "sonsuz" bir ikramla teşekkür eder.

Cennetlikler cennete girdiklerinde şöyle derler: "Hamdolsun Allah'a... Şüphesiz Rabbimiz gerçekten çok bağışlayandır (Gafûr), şükrün karşılığını bol bol verendir (Şekûr)." (Fâtır Suresi, 34). Neden başka isimler değil de bu ikisi? Çünkü cennete girmek için iki şey lazımdır:

  • Kusurların örtülmesi (Gafûr).

  • Az amele büyük değer verilmesi (Şekûr).

Hayatımızda Eş-Şekûr Ahlakı

Allah, her şeye gücü yettiği ve kimseye muhtaç olmadığı halde kulunun ameline teşekkür ediyorsa (ödül veriyorsa), aciz olan insan nasıl teşekkür etmez?

Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a şükretmiş olmaz."

Eş-Şekûr ismini hayatına yansıtan bir mümin "takdir edici" olur:

  • Eşinin yaptığı yemeğe, çocuğunun ders çalışmasına, iş arkadaşının gayretine "teşekkür eder".

  • Kusurları (eleştiri) değil, güzellikleri (takdir) görür.

  • "Bu zaten onun görevi" demez, yapılan işi över ve teşvik eder. Çünkü bilir ki marifet iltifata tabidir.

Eş-Şekûr Zikri ve Faziletleri

Manevi darlığa düşenler, elindeki nimetin kıymetini bilemeyenler veya rızkının bereketlenmesini isteyenler için "Yâ Şekûr" zikri büyük bir şifa kaynağıdır.

Şükür, nimeti artıran bir mıknatıstır. "Eğer şükrederseniz, size olan nimetimi mutlaka artırırım" (İbrahim, 7) ayeti gereği, Allah’ın Şekûr ismine sığınmak, hayatımızdaki "kıtlık bilincini" yıkar ve yerine "bolluk bilincini" getirir.

Sınırlı Çabaya Sonsuz Karşılık

Allah’ın ibadetimize ihtiyacı yoktur. O'nun Şekûr olması, tamamen O'nun lütfundan, nezaketinden ve cömertliğindendir. Bizi motive etmek, cennetine almak ve azıcık gayretimizi dağlar kadar sevaba dönüştürmek için bahaneler arayan bir Rabbimiz var.

Dünya, nankörlük üzerine kuruluyken; O, vefanın ve takdirin zirvesindedir. Bize düşen, "Bu kadarcık şeyden ne olur?" demeden, elimizden gelen iyiliği yapıp O'nun okyanus misali cömertliğine bırakmaktır.