El-Azîz

El-Azîz, izzetin ve yenilmez kudretin sahibidir; hükmüne karşı koyulamaz, iradesi engellenemez. O’nun dilediği mutlaka olur; zira güç ve galebe O’nun elindedir. Ancak Kur’an, Azîz ismini çoğu kez Hakîm ismiyle birlikte anar; bu da izzetin hikmetsiz bir zorbalık değil, yerli yerinde ve adil bir icra olduğunu gösterir.

Kul için Azîz ismi, izzeti yalnız Allah’tan beklemeyi ve zilleti günaha bağlamayı öğretir. İtibar ve haysiyet, insanların alkışında değil, Hakk’ın rızasında aranır. Azîz olan Rabbe iman eden, haksızlık karşısında eğilip bükülmez; aynı zamanda izzetini kibirle kirletmez, tevazu ile taçlandırır. Böylece izzet, kalbi arındıran, toplumu onaran ve adaleti yücelten bir erdeme dönüşür.


Kur’an’da “El-Azîz” İsminin Geçtiği Bazı Ayetler

Haşr Suresi, 23. Ayet

“Aziz, Cebbâr, Mütekebbir...”

Azîz isminin Cebbâr ve Mütekebbir ile birlikte zikredilmesi, Allah’ın izzetinin kudret ve ululukla tamamlandığını ve hiçbir güç tarafından sarsılamayacağını gösterir.

Fâtır Suresi, 10. Ayet

“Bütün izzet Allah’a aittir.”

Bu ilke, izzetin kaynağının yalnız Allah olduğunu ve izzeti başkalarında aramanın değersiz bir beklenti olduğunu bildirir.

Yûsuf Suresi, 21. Ayet

“Allah galiptir, fakat insanların çoğu bilmez.”

Ayet, Allah’ın galebesinin hikmetle yürüdüğünü ve insan idrakinin bunu her zaman kavrayamadığını ifade eder.

Sâffât Suresi, 180. Ayet

“İzzet sahibi Rab, onların isnat ettiklerinden münezzehtir.”

Burada izzet, tenzihle birlikte anılarak Allah’a yakıştırılan eksik ve yanlış isnatların tümünden uzak olduğu ilan edilir.

Şûrâ Suresi, 19. Ayet

“Allah kullarına lütufkârdır; dilediğine rızık verir; O Aziz’dir, Hakîm’dir.”

İzzet ve hikmetin birlikte zikredilmesi, Allah’ın kudretinin her zaman yerinde ve amacı gözeten bir adaletle tecelli ettiğini bildirir.