El-Mücîb

El-Mücîb, dua edenin duasına icabet eden, çağrılara en uygun şekilde karşılık verendir. İcabet, her zaman istenenin aynısı değildir; bazen daha hayırlısı, bazen de daha hayırlı bir zamandır. Bu isim, duanın yalnız söz değil; teslimiyet, tevekkül ve gayretle birlikte yürüdüğünü öğretir.

Mücîb ismine güvenen kul, duayı hayatının omurgası yapar. Sebeplere sarılırken neticeyi Allah’a bırakır; gecikmeleri ret sanmaz, hikmet arar. Red zannedilen gecikmelerin ardında çoğu kez daha derin bir hayır saklıdır; Mücîb’e itimat, sabrı ümit ile birleştirir.


El-Mücîb

Kur’an’da “El-Mücîb” İsminin Geçtiği Ayetler

Hûd Suresi, 61. Ayet

“Rabbim yakındır, icabet edendir.”

Ayet, Allah’ın yakınlığını ve dualara dönük olarak cevap verişini birlikte zikrederek kulun O’na güvenle yönelmesini sağlar.

Bakara Suresi, 186. Ayet

“Bana dua edince icabet ederim.”

Bu ilahî vaat, duanın karşılıksız kalmayacağını; ancak cevabın kul için en hayırlı olana göre geleceğini bildirir.

Neml Suresi, 62. Ayet

“Darda kalana dua ettiğinde icabet eden kim?”

Soru, darlık anında gerçek sığınağın Allah olduğunu gösterir ve O’na yönelmenin fıtrîliğini ortaya koyar.

Gâfir Suresi, 60. Ayet

“Bana dua edin, icabet edeyim.”

Duanın bizzat Allah tarafından teşvik edildiği ve icabetin ilahî bir söz olduğu tekrar hatırlatılır.

En’âm Suresi, 63-64. Ayetler

“Bizi kurtarırsan şükredenlerden olacağız.”

Darlıkta yapılan duaya icabet ve ferahlıkta şükür vaadi, duanın ahlakî çerçevesini kurar.

El-Mücîb İsminin Anlamı Nedir?

El-Mücîb, Arapça "c-v-b" (cevap) kökünden gelir. Cevap veren, karşılık veren, icabet eden demektir.

Esma-i Hüsna terminolojisinde El-Mücîb isminin anlamı; kullarının dualarını işiten, onlara asla kayıtsız kalmayan, her isteğe hikmetiyle karşılık veren, ihtiyaçları gideren ve davete icabet edendir.

Allah Teâlâ, Bakara Suresi 186. ayette bu ismini şöyle ilan eder: "Kullarım sana beni sorarlarsa, şüphesiz ben çok yakınım (Karîb). Bana dua ettiğinde dua edenin çağrısına cevap veririm (Mücîb)."

Cevap Vermek (İcabet) vs. Aynısını Vermek (Kabul)

El-Mücîb ismini doğru anlamak için şu ince çizgiyi bilmek şarttır: Allah her duaya cevap verir, ama her istediğimizi aynen vermeyebilir.

İnsanlar genellikle "İstediğim şey hemen ve aynen olursa duam kabul oldu, olmazsa kabul olmadı" sanır. Bu büyük bir yanılgıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu durumu harika bir "Doktor Metaforu" ile açıklar:

Hasta doktora gider ve "Doktor bey, bana şu tatlı şuruptan ver" der (Dua).

Doktor bakar; o şurup hastanın hastalığına zararlıdır veya daha etkili bir iğneye ihtiyacı vardır.

Doktor, "Al sana o şurubu" demez; "Al sana bu ilacı" der (Cevap).

Şimdi doktor hastayı reddetti mi? Hayır. Doktor ona cevap verdi, hatta onun istediğinden daha hayırlısını (şifalı olanı) verdi. İşte El-Mücîb olan Allah da bazen;

  1. İstediğimizi aynen verir.

  2. İstediğimizden daha hayırlısını verir.

  3. İstediğimiz şey bizim için zararlıdır, hiç vermez (Bu da en güzel cevaptır).

  4. Dünyada vermez, ahirette vermek üzere erteler.

El-Mücîb ve El-Karîb: Mesafesiz İletişim

Dua etmek için bir randevuya, bir aracıya veya sesini yükseltmeye gerek yoktur. Çünkü El-Mücîb olan Allah, aynı zamanda El-Karîb'dir (Çok Yakın).

İnsanlar birbirini duymak için teknolojiye muhtaçtır. Ama Allah ile kul arasında mesafe yoktur. Kalbinizden geçirdiğiniz bir hüzün, dilinizden dökülen bir "Ah!", anında Arş'a ulaşır. "Kimse beni duymuyor, yalnızım" demek, El-Karîb ve El-Mücîb isimlerini bilmemek demektir. O, bize şah damarımızdan daha yakındır ve her an hattın diğer ucundadır.

Dualarım Neden Gecikiyor?

El-Mücîb her zaman cevap verir dedik. Peki, neden bazen bekleriz?

  • Zamanlama (Eşref Saati): Bir meyve bile olgunlaşmadan dalından koparılmaz. Allah, istediğimiz şeyin bizim için en hayırlı olduğu zamanı bekler.

  • Sesini Sevmesi: Bazı rivayetlerde belirtildiği gibi; Allah sevdiği kulunun duasını hemen kabul etmez ki, kulu kapıda biraz daha beklesin, O'na biraz daha yalvarsın. Çünkü o yakarış hali, kulun manevi derecesini yükseltir.

  • İmtihan: Sabır ve tevekkülün test edilmesi için cevap gecikebilir.

Dua Adabı: El-Mücîb'in Kapısı Nasıl Çalınır?

Rastgele bir istek ile şuurlu bir dua bir değildir. El-Mücîb isminin tecellisini hızlandırmak için:

  • Israrla İstemek: Peygamberimiz (s.a.v), "Allah, ısrarla dua edenleri sever" buyurmuştur. Kapı açılmıyor diye gitmek yok, vurmaya devam etmek var.

  • Acziyetle İstemek: Emir verir gibi değil; "Muhtacım, çaresizim, Sen verirsen olur" edasıyla, boyun bükerek istemek.

  • Fiili Dua: Tarlayı sürmeden hasat istemek duaya saygısızlıktır. Önce çalışmak (fiili dua), sonra el açmak (kavli dua) gerekir.

El-Mücîb Zikri ve Faziletleri

Dualarının kabul olmasını isteyenler, başı sıkışanlar ve bir çıkış yolu arayanlar için "Yâ Mücîb" zikri çok etkilidir. Özellikle duaya başlarken; "Ey dualara icabet eden Mücîb Rabbim! Sen işiten ve bilensin..." diye hitap etmek, duanın kabul ihtimalini artırır.

Cevapsız Kalmayacaksın

Mümin bilir ki; Rabbi onun sesini duydu. Cevap bazen "Evet", bazen "Hayır", bazen de "Bekle" şeklinde gelebilir. Ama asla "Duymadım" cevabı gelmez. En güzel cevap, O'nun bizi muhatap almasıdır.

Bu İdrakle Yakarış:

"Ey seslenişlerimize asla sessiz kalmayan, dualara icabet eden Mücîb Rabbim! Biz aciziz, istemeyi bilemeyiz; Sen Kerîm'sin, vermeyi seversin. Sesimizi duyduğunu biliyoruz, kalbimizi Sana açtık. İsteklerimizi hakkımızda hayırlı eyleyip bize lütfet. Eğer istediğimiz bizim için şer ise, Sen daha hayırlısıyla bize cevap ver. Bizi kapından boş çevirme, dualarımızla bizi Sana yaklaştır."